16 Mart 2009 Basın Açıklaması

Mart 17, 2009

Sevgili darbe karşıtları,

Değerli basın emekçileri,

16 Mart 1978 günü, 12 Eylül darbesine zemin hazırlamak üzere kontrgerilla güçlerince düzenlenen bombalı saldırıda öldürülen 7 öğrenciyi anmak ve bu vesileyle tüm darbe ve darbecilere karşı ses çıkarmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Bundan tam 31 yıl önce, çok tanıdık olduğumuz bir senaryo, İstanbul Üniversitesi’nde bir kez daha sahneye konuluyordu. Öğrenciler emniyet güçlerince toplu olarak ön kapıya yönlendirilmiş, bu sırada da pusuda bekleyen bir grup önce üstlerine bombalı saldırıda bulunmuş ardından da ateş açarak saldırıyı tamamlamışlardı.

Oysa saldırı günler öncesinden polise ihbar edilmişti. Emniyet amirleri ise saldırıyı engellemek bir yana dursun, bombacıları kovalayan polislere “geri dönün” emri vermekteydiler.

Bu saldırıyı gerçekleştirenler asla cezalandırılmadılar hatta birçoğu emniyet müdürlüğünden milletvekilliğine kadar üst düzey görevlerle mükâfatlandırıldılar. Bunlardan birisi de Reşat ALTAY. Kendisi, “geri dönün” emrini veren emniyet amiri; onu daha sonra Hrant Dink cinayetinin de bir aktörü olarak gördük. Öğrencilerin üstüne atılan bombayı İstanbul’a taşıyan ise Susurluk’tan tanıdığımız Abdullah ÇATLI.

16 Mart’ın failleri, kendilerine farklı dönemlerde Kontrgerilla, MİT ve JİTEM ismini vermiş güçler, yani devletin yapısal bir parçası olarak çalışan, cinayetler işleyerek, çeşitli gruplar arasında gerginlikler yaratarak, toplumda sürekli çatışma ortamı hazırlayarak siyasete doğrudan müdahale eden örgütlenmeler. Ergenekon çetesi, işte bu gibi güçlerden oluşmaktadır.

Bu yaşananlar bize hiç de yabancı değil. Yakın zamanlarda 16 Mart’ta yaşananların benzerlerini Hrant Dink cinayetinde, Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanmasında, Danıştay Cinayetinde, Malatya’da rahiplerin öldürülmesi olayında tekrar tekrar yaşadık.

Bu da darbeci zihniyetin sürekliliğini açıkça göstermektedir.

16 Mart’ın hesabının sorulması, bu güçlerin ülkemizde işledikleri 18 bini aşkın faili meçhul cinayetin hesabının sorulmasından ayrı düşünülemez.

16 Mart 1978 günü, darbecilerin bombası, daha güzel bir dünya isteyen gençleri hedef almıştı.

Bugünse tüm renklerimizle, çok sesliliğimizle Darbelere Karşı buradayız! O kanlı günün üzerinden 31 yıl geçti. Bugün nihayet o darbeci zihniyet Ergenekon davasında yargılanıyor.

Biz Ergenekon davasının sonuna kadar arkasındayız ve davanın geçmişten günümüze tüm darbeleri, darbe girişimlerini ve darbeye zemin hazırlama faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişletilmesini talep ediyoruz.

Ergenekon davasının arkasındayız!

Tüm darbeciler yargılansın!

16 Mart’ın failleri cezalandırılsın!

DARBELERE KARŞI ÖĞRENCİLER

Destek Veren Kuruluşlar: Karşı Sokak, Anti-kapitalist Öğrenciler


Onlar Kapitalizmi Kurtarıyorlar; BİZ YIKALIM!

Ocak 30, 2009

Kapitalizm krizde!

Dünya çapında 51 milyon kişinin işsiz kalma tehlikesinin olduğu bizzat kapitalistler tarafından itiraf ediliyor. Onlar küresel kapitalizmin kar hırsının kötü sonuçları nı milyonlarca emekçiye ödetmek istiyor. İnsanlar işsiz, işlerini kaybetmeyenlerse maaşlarını almakta zorluk çekiyor. Pek çok dükkâna kilit vuruldu, fabrikalarda üretim durdu, dünyanın pek çok sanayi ülkesi grevlerle sarsılıyor. Fransa’da, İtalya’da, Almanya’da direnişler sürüyor.

Dünyanın dört bir yanında liderler, kapitalizmi krizden çıkarmanın yollarını aramakla meşguller.  Barış için, açlığın sona ermesi için, küresel ısınmaya karşı önlemler alınması için, sağlığımız için kullanılabilecek ve bizlerin ödediğimiz vergilerden kesilen milyarlarca dolar finans sektörü başta olmak üzere dev şirketleri kurtarmak için harcanıyor. Oysa sorun, kapitalizmin kendisinde. Tek tek ülkelerin bu krizden kurtulması mümkün değil. Sorun küresel, çözüm de öyle.

 Kapitalizmi kurtarmak çözüm değil!
Çözüm ancak, kapitalizmin yıkılmasında!

 15 Şubat Pazar günü, on binlerce insan Kadıköy’ün sokaklarında olacak. Krizin tüm mağdurları, kapitalist düzenin ezdiği, yok saydığı, bedel ödettiği herkes KESK, DİSK ve TÜRK-İŞ’in çağrısıyla kapitalizme karşı sokaklarda olacak.

 Biz krizin mağdurlarıyız. Sizin gibi…

15 Şubat’ı bekliyoruz…

Bedel ödemek değil, bedel ödetmek için

Kapitalizmi kurtarmak değil, onu yıkmak için

Kapitalizme karşı sokaklara çıkacağız.

Katılır mısınız?

basliksizkarsisokakweb1


İsrail’i kınıyoruz…

Aralık 28, 2008

palestineİsrail tarafından Gazze Şeridinde gerçekleştirilen ve sivilleri hedef alan saldırıları kınıyoruz. Sivil halkın kıyımına sebep olan bu saldırılar için hiçbir sebep gösterilemez. Filistin halkının acısını paylaşıyor ve direnişlerini destekliyoruz.

Aylardır kalın duvarların ve kapalı sınırların ardında, yemeğe ve ilaca ulaşamayan, yoksulluk ve hastalıklarla gittikçe yok olan Gazze halkı, şimdi de ağır bombardımanlar altında yok ediliyor. İsrail, Hamas’ı bahane ederek önümüzdeki günlerde bir de kara harekatına hazırlandığını duyurdu.

Tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bu katliama sessiz kalınmasına karşı çıkıyoruz. Dünya’nın her yanındaki savaş karşıtlarıyla birlikte, İsrail’in bu saldırılarını derhal sona erdirmesini, Filistin halkına uygulanan ambargoların kaldırılmasını talep ediyoruz.

İsrail kaybedecek, küresel intifada kazanacak!

30 Ocak Salı Günü, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonunca düzenlenen basın açıklamasına katılıyoruz.
Yer: Galatasaray Meydanı
Saat: 18.30

KARŞI SOKAK


Paralı Eğitime KARŞI SOKAK

Kasım 2, 2008

Yök’e Hayır !

12 Eylül cuntacılarının gençliği susturmak, üniversiteleri bilimin değil baskının yuvası haline getirmek için kurduğu Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) 27 yaşında.

27 yıllık tarihinde YÖK öğrencilere baskının odağı oldu. Askeri cuntanın tek tip öğrenci yaratma politikası, üniversitelerin baskıcı kadrolara teslim edilmesi, paralı eğitimin yani özel üniversitelerin yani dershanelerin yaygınlaştırılması hep YÖK tarafından gerçekleştirildi.

Biz, üniversitelerin asıl sahibi olan öğrenciler içinse YÖK, ödenen har(a)çlar, üniversite yönetiminde söz hakkımızın olmaması, halk için değil sermaye için eğitimin üniversitelerde benimsenmesidir.

Parasız, Özgür, Eşit, Nitelikli, Anadilde Eğitim İstiyoruz, Alacağız !

Eğitim anayasal bir haktır. Anayasa’nın 42’inci maddesi “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” demektedir. Buna rağmen 5000 YTL’ye ulaşan harçlarla, her alanda paralılaştırmaya çalışılan yurt, yemek, ulaşım ve sağlıkla YÖK bu hakkımızı elimizden almaya çalışanların en önemli aracıdır.

Biz buna karşı sessiz kalmıyor, haklı taleplerimizle YÖK’e ve onun temsil ettiklerine karşı çıkıyoruz. Başka bir Üniversite için 6 Kasım 2008 günü saat 13.30’da İstanbul Üniversitesi ana kapı önünde buluşuyoruz.

Başka bir üniversite mümkün !

KARŞI SOKAK


Çevre Dostları Basın Açıklaması

Ağustos 27, 2008

Bizler Türkiye’nin çevre dostarıyız.

Türkiye’nin çevre sorunlarına dikkat çekmek için burada toplandık.

Kendisini çevrecinin daniskası ilan eden Sayın Başbakanımıza da bir köşe ayırmıştık fakat gördüğünüz gibi kendisi aramızda değil.

Türkiye’nin çevre dostları olarak ilan ediyoruz ki;bizim işimiz gücümüz çevreyi korumaktır.

AKP Hükümetinin nükleer planları,ciğerlerimiz üzerinden rant sağlama çabaları,Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerini hiçe sayan,çözüm üretmeyen politikaları değişmedikçe kendi mesleklerimizden arda kalan tüm vakti Türkiye’nin çevre sorunlarına ayırmaya kararlıyız.

Sürdürülebilir,sağlıklı ve güvenli bir yaşamın tek koşulu çevreyle uyumlu,doğayla barışık yaşamaktır.İktidara geldiğinden beri sayısız çevre katliamının mimari olan Sayın Başbakanın ise çevreselliği,yakın çevresini ihya etmek olarak algıladığından kuşku duyuyoruz.

Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyeli 88 bin MW’ın üzerindedir. Kurulması düşünülen üç nükleer santralin kapasitesi ise toplam 5000 MW olacaktır. Yalnızca tesisat kaçaklarından kaynaklanan kaybın önüne geçilse bundan daha fazla elektrik kazancı sağlanabilir. Yanıbaşımızdaki Çernobil faciasının ağır etkilerini Karadeniz halkı ciddi bir biçimde yaşamaktayken, “Santral Sinop’ta değil Akkuyu’da yapılacak, adresi bile yanlış biliyorlar” demek ayıp değil midir? Akdeniz Bölgemizdeki insanlar bu ülkenin vatandaşı değil midir? Önce nereye yapılırsa yapılsın,bundan zararlı çıkacak Anadolu toprakları ve dünyamızdır.Çevrecinin daniskası olarak Sayın Başbakanımızın bunun farkında olması gerekmektedir.
Ülkemiz;

1. Yer altı sularımızın çekilmesi, akarsu ve göllerimizde su düzeyinin düşmesi ve susuzluk tehlikesi
2. Hasankeyf, Allianoi gibi tarihi yerleşimler, Munzur ve İkizdere gibi doğa harikası vadiler üzerine kurulması planlanan Hidro Elektrik Santraller
3. Yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş, rüzgar ve jeotermal enerji potansiyelimizin ne kadarının kullanılabildiği
4. Daha pahalı, daha riskli ve üretim hacmi çok küçük olan Nükleer Enerji politikaları
5. Kaz Dağlarında gerçekleştirilmek istenen altın arama çalışmaları
6. 2B adıyla bilinen Orman arazilerinin satılması
7. Bursa Cargill örneğinde olduğu gibi tarım arazilerinin sanayiye açılması gibi temel çevresel sorunlarla karşı karşıyadır.

Sayın Başbakan’ın eleştirilere tahammüsüzlüğünü her türlü muhalefete saldırgan bir üslupla cevap vermesini doğru bulmuyoruz. İsterdik ki kendisi gerçekten çevreci olsun,karşılıklı oturup neler yapabileceğimizi konuşalım.Bu dünyanın vatandaşı olma ve gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuyla dünyamıza hak ettiği saygıyı gösterecek çevre politikalarını hayata geçirelim.

Biz derelerimizi, ormanlarımızı, kıyılarımızı, kaplumbağalarımızı, Hasankeyfimizi, Kaz Dağlarımızı,Yağmur Deremizi, Munzur ve İkizdere Vadilerimizi seviyoruz, seveceğiz, koruyoruz, koruyacağız…Başbakanımız dahil, herkesi bu duyarlılığa sahip olmaya, çevreyle barışık yaşamaya çağırıyoruz…

31 Ağustos 2008

TÜRKİYE’NİN ÇEVRE DOSTLARI

Barışapedal, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Ekolojik Ütopyalar Derneği, Genç,Sen,Hekimler Derneği, Sodev Gençlik, Sokak Çocukları