4 Nisan’da Nato’ya Karşı Sokaklardayız!

Mart 18, 2009

NATO’ya Hayır

Savaşa Hayır


NATO askeri örgütünün kuruluşunun 60. yıldönümü vesilesiyle bizler, NATO’nun saldırgan askeri ve nükleer politikalarını protesto etmek ve savaşsız, adil bir dünya hayalimizi savunmak üzere herkesi Nisan 2009’da Strasbourg’a davet ediyoruz.

 

NATO, dünya barışına ulaşmanın önünde giderek büyüyen bir engel teşkil ediyor. Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana NATO, kendini “uluslararası toplum”un askeri harekat aygıtı olarak yeniden yapılandırma çabası içerisinde ve bu çabalar çerçevesinde “teröre karşı savaş”ı da teşvik ediyor. Gerçekte ise bu örgüt, Birleşmiş Milletler’i ve uluslararası hukuk sistemini devre dışı bırakarak tüm kıtalardaki askeri üsleri aracılığıyla ABD güdümünde zor kullanmanın, askeri güç tesis edilmesini hızlandırmanın ve silahlanma harcamalarını tırmandırmanın bir aracıdır; dünya çapındaki askeri harcamaların % 80’i NATO üyesi ülkeler tarafından gerçekleştirilmektedir. 1991’den beri bu yayılmacı anlayışı izleyen NATO, “insanî savaş” kisvesi altında Balkanlar’da savaşa girişmiş ve Afganistan’da yedi yıldır süren vahşi bir savaş başlatmıştır; halihazırda Afganistan’daki trajik durum giderek kötüleşmektedir ve savaş Pakistan’a yayılmış durumdadır.

 

NATO, Avrupa’da gerilimleri tımandırmakta, “füze savunma sistemi”yle, devasa bir nükleer silah deposu ve nükleer “ilk darbe” politikasıyla silahlanma yarışını beslemektedir. AB siyaseti giderek daha da NATO’ya bağımlı hale gelmektedir. NATO’nun Doğu Avrupa ve ötesinde halen devam eden ve gelecekte de potansiyel olarak devam edecek genişlemesi ve “hükümranlık sahası dışı” harekatları, dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getiriyor. Kafkaslar’daki çatışma, tehlikenin açık bir emaresi. NATO sınırın genişlemesi yönündeki her adım, nükleer silah kullanımını da kapsayacak şekilde, savaş olasılığını artırmaktadır.

 

Barışçıl bir dünya hayalimize ulaşmak için bizler, küresel ve bölgesel krizlere askeri karşılıklar verilmesini kabul etmiyoruz; bunlar çözümün değil sorunun bir parçasıdır. Nükleer silahların terörü altında yaşamayı reddediyor ve yeni bir silahlanma yarışının tırmandırılmasına karşı çıkıyoruz. Askeri harcamaları azaltmak, mevcut kaynakları insani ihtiyaçların karşılanmasına yönlendirmek zorundayız. Bütün yabancı askeri üsleri ve saldırı amaçlı askeri yapıları kapatmalı; halklar arasındaki ilişkileri demokratikleştirmeli ve askeri zihniyetten arındırmalı; daha güvenli ve daha adil bir dünya inşa etmek için yeni barışçıl işbirliği formülleri bulmalıyız.

Hepinizi bu mesajı içinde bulunduğunuz toplum ve örgütlenmeler arasında yaygınlaştırmaya, Strasbourg’a gelmeye ve bu hayali gerçeğe dönüştürmeye davet ediyoruz. Bizler, barışçıl bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz.

NATO’ya Hayır

Savaşa Hayır

(4-5 Ekim tarihlerinde Almanya Stuttgart’da yapılan  4Nisan NATO karşıtı eylem için uluslararsı hazırlık toplantısında karara bağlanan uluslararası metindir.)

NATO dağıtılsın diyoruz çünkü NATO;

 

· Bir savaş örgütü, savaşı yaratan ve körükleyen bir örgüt olduğunu kanıtlamıştır.

· Küresel düzlemde askeri müdahalelerin planlandığı bir örgüt olmuştur.

· Kendi dışındaki dünyanın yaşama olanağını sınırlayan bir pakta dönüşmüştür.

· Üye ülkelerdeki müttefik askeri ve sivil gücün işbirliği ile demokrasi kesintilerinin, özgürlük kısıtlamalarının, sivil hayata müdahalelerin, işkence ve insan hakları ihlallerinin kaynağı olmuştur.

· NATO yaşamı ve çevreyi tehdit etmektedir.

· Üye ülkelerin artan askeri harcamaları ile ekonomik bağımsızlığını yitirmelerine, sosyal hakların gelişmemesine ve var olanların gerilemesine neden olmuştur.

· Askerileşme, askeri üsler, füze kalkanları ile dünya bir savaşın satranç tahtasına dönmüş ve bir dehşet dengesi oluşturulmuştur.

· ABD’nin bölgesel ve küresel politika ve beklentilerinin şekillendiği bir örgüte dönüşmüştür.

· Ortaya çıkış nedeni tamamen ortadan kalkmıştır.

· Soğuk savaş sonrası değişen politikaları ile dünya barışına zarar vermiştir. 1999 Yılındaki Washington Zirvesi ile “teröre karşı mücadele”yi, 2006 yılındaki Riga Zirvesi ile “enerji hatlarının güvenliğini sağlamayı” hedef alarak, kuruluş stratejilerini küresel bir müdahale hedefi güden örgüte dönüştürmüştür.

· ABD’nin egemenlik amaçları artık örgütün amaçlarına dönüşmüştür.

· Savaş, ölüm, nükleer silah, şiddet, tehlike, yoksulluk, taciz, işgal ve ihlaller demektir.

· Yalnızca üye ülkelerde değil diğer ülkelerde de gizli militer örgütler oluşturarak darbe ortamları yaratmak ve bizzat darbeler örgütleyerek demokrasinin önünde büyük bir engel oluşturmak demektir.

· Etnik kışkırtıcıdır. Irkçılık, ayrımcılık, adaletsizlik ve milliyetçilik demektir.


16 Mart Katliamı ve Darbeciler Protesto Edildi

Mart 17, 2009

16mart

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde 16 Mart 1978 tarihinde öldürülen öğrencileri anan “Darbelere Karşı Öğrenciler”, Türkiye’deki darbeleri, darbecileri ve Ergenekon’u protesto etti. “Darbeci zihniyet değişmedi 16 Mart’tan Ergenekon’a katiller cezalandırılsın” yazılı pankart taşıyan grup, “Dur de, Dur de, Darbelere karşı Dur de.”, “Dağıtılacak, dağıtılacak Ergenekon dağıtılacak” şeklinde sloganlar attı. “Darbelere karşı, derin devlete karşı, kontrgerillaya karşı, Ergenekon’a karşı” ses çıkar diye bağıran öğrenciler, ellerindeki boncuk dolu şişeleri sallayarak ses çıkarttı.
Öğrenciler adına yapılan basın açıklamasında 16 Mart 1978 günü 12 Eylül darbesine zemin hazırlamak için 7 öğrencinin kontrgerilla tarafından öldürüldüğü, 16 Mart’ın faillerinin kendilerine farklı dönemlerde “Kontrgerilla, MİT, JİTEM” gibi isimler verdiği öne sürülerek, Ergenekon çetesinin de bu gibi güçlerden oluştuğu söylendi. Ergenekon davasının sonuna kadar arkasında olduklarını belirten öğrenciler, davanın geçmişten günümüze tüm darbe ve darbe girişimlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesini talep etti.
Açıklamada Hrant Dink cinayetinden tanıdığımız Reşat Altay’ın bu olayda da isminin geçtiğini, yine Susurluk davasından Abdullah Çatlı’nın bombayı İstanbul’a taşıyan kişi olduğu hatırlatılarak darbeci zihniyetin bir süreklilik gösterdiği vurgulandı.
Basın açıklamasının ardından 12 Mart darbesinde idam cezası almış olan Atilla Keskin ve 16 Mart günü Beyazıt’ta bulunan Atilla Tuygan ile Türkiye’de darbeler ve Ergenekon üzerine bir söyleşi yapıldı. Darbeleri yaşamış ve bunlardan zarar görmüş bu iki isim deneyimlerini gençlerle paylaştılar.

Basın açıklamasını okumak için tıklayınız…


Darbelere Karşı Öğrenciler 16 Mart’ta Beyazıt’ta!

Mart 7, 2009

16 Mart’ta Ne Olmuştu?
16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi’nden toplu çıkış yapmakta olan sol görüşlü öğrencilerin üzerine “meçhul” kişilerce bomba atıldı. Bu bombalı saldırı sonucu 7 öğrenci yaşamını yitirdi ve onlarcası da yaralandı. 

Saldırının gerçekleşeceği, bombanın atılacağı yere ve saate kadar emniyet güçlerince biliniyordu. Ancak emniyet güçleri saldırıyı engellemek bir yana, öğrencileri, saldırının gerçekleşeceği ön kapıdan çıkmaya zorladı. Bomba atıldıktan sonra, failleri kovalayan polislere “geri dönün” emri verildi. 

Bu saldırıyı gerçekleştirenler asla cezalandırılmadılar hatta birçoğu emniyet müdürlüğünden milletvekilliğine kadar üst düzey görevlerle mükâfatlandırıldılar.

Türkiye’de darbelere zemin hazırlamak isteyen zihniyet defalarca buna benzer katliamlar gerçekleştirdi. Biz bu senaryonun benzerlerini Hrant Dink cinayetinde, Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanmasında, Danıştay Cinayetinde, Malatya’da rahiplerin öldürülmesi olayında tekrar tekrar yaşadık. 

Bugün Ergenekon Davasında yargılananlar 16 Mart Katliamını gerçekleştirenlerle aynı zihniyeti taşıyorlar. Bu yüzden 16 Mart katliamını yapanlara karşı çıkmak, Ergenekonculara karşı çıkmaktır, tüm darbelere ve darbecilere karşı çıkmaktır. 

16 Mart katliamında ve darbecilerin tezgâhladığı diğer tüm katliamlarda yaşamını yitiren yüzlerce kişi için, Ergenekon Davasının arkasında olan herkesi yapacağımız basın açıklamasına, ardından da dönemin tanıklarından Atilla Keskin ve Atilla Tuygan ile gerçekleştireceğimiz söyleşiye bekliyoruz. 

16 Mart’ın failleri bulunsun!

Ergenekon davasında sonuna kadar gidilsin!

Darbeci zihniyet yargılansın!

Basın Açıklaması: İ.Ü. Beyazıt Kapısı Önü Saat: 14.30

-DARBELERE KARŞI ÖĞRENCİLER-


Söyleşi:19 Ocak’ta Ne Olmuştu?

Ocak 15, 2009

Hrant Dink’in alçakça bir suikast ile öldürülmesinin ikinci yılında onu,düşüncelerini anlamak ve onu aramızdan alan “bir bebekten bir katil yaratan karanlığı” sorgulamak için biraraya geliyor,Milliyetçiliğe ve Irkçılığa DurDe Girişiminin düzenlediği söyleşiye katılıyoruz

Yine aynı soruyu sormak için 19 Ocak’ta ne olmuştu?

Konuşmacılar:
Oral Çalışlar (Radikal Gazetesi)
Pakrat Estukyan (Agos Gazetesi)
Cengiz Alğan (DurDe Girişimi)

Tarih ve saat: 17 Ocak, Cumartesi. 15:00

Yer: Makine Mühendisleri Odası, İpek Sk. No: 9, Beyoğlu – İstanbul (dördüncü kat)