Berk Efe ALTINAL (Tüm Yazılar)
Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de bir grev yaşandı. Ekonomik krizin feci bir şekilde etkilediği ülkelerden biri olan İngiltere, tıpkı diğer batı ülkeleri gibi son dönemde işten çıkarmalar, ücretsiz izinler ve arka arkaya iflaslarla karşı karşıya kaldığından bu grev haberleri de sıradanlaşmaya başlamıştı; ancak bahsettiğim grevin özel bir karakteri vardı.
Bahsettiğim grev petrol çalışanlarının grevi. Diğer sektörlerde olduğu gibi burada da pek çok işten çıkarma yaşandı, bu sebeple de orada aktif olarak bulunan İngiliz sendikası iş bırakma eylemleri kararı aldı. Ancak grevin esas sloganı “Yabancılara değil, İngilizlere iş!” olarak belirlendi.
Oysa bölgede iş yapan işçi sınıfı partileri, ırkçılığa karşı, milliyetçiliğe karşı mücadele eden partilerden olsalardı, işçilere asıl düşmanlarının belki de kendilerinden çok daha kötü koşullarda, çok daha az hakla ve anavatanlarından uzakta çalışan bu gariban göçmen işçiler olmadığını, asıl düşmanın her iki tarafı da sömüren patronlar olduğunu söyleyecekler ve grevin sloganını “Krizin faturasını patronlar ödesin!” olarak değiştirmekte ısrar edeceklerdi. Böylece greve bu kötü koşullarda yaşayan göçmen işçiler de katılacak ve çok daha büyük bir eylem yapılacaktı, bu da kafası milliyetçi düşüncelerle karıştırılmış İngiliz işçilerin ezberlerini bozacaktı.
Milliyetçilik; işçi sınıfını, tıpkı yukarıdaki örnekte de açıkça görüldüğü gibi bölen, parçalayan, asıl hedefleri şaşırmasına sebep olan kirli bir burjuva ideolojisidir. Milliyetçiliğe ve ırkçılığa karşı mücadele -pek çok başka insanca sebebinin yanı sıra- bu sebepten gereklidir. Bilinir ki ekonomik kriz zamanları faşizmin yükseldiği zamanlardır. Şaşırtıcı olmasa gerek; ne de olsa birleşen işçilerin mücadelesi patronları devireceğine, işçilerin birbirlerine karşı mücadele vermesi burjuvazinin işine gelecektir.
Türkiye’de de buna benzer hedef şaşırtmalarını her geçen gün görüyoruz. Türk-İş içerisinde örgütlenmeye çalışan MHP gibi partiler, yahut Türk Solu gibi dergiler işçilere asıl düşmanlarının Kürtler, Ermeniler, Yunanistanlılar olduğunu söyleyeceklerdir, CHP gibi partiler ve Kemalistler asıl düşmanın şeriatçılar olduğunu söyleyecektir ya da TKP gibi partiler asıl düşmanın ABD emperyalizmi olduğunu salık verecekler, yurtseverlik söylemiyle milliyetçiliğin kılık değiştirmiş bir halini savunacaklardır.
Oysa biz biliyoruz ki asıl düşman bunların hiç birisi değil. Asıl düşman, millet, din, ırk, renk tanımadan bizi sömüren, işçi sınıfının yarattığı artı değer üzerine kendi krallığını kuran devasa küresel sermaye, diğer tüm anlatılanlarsa ya bunun sonuçları ya da bir hedef saptırma. Zaten bu zihniyetin temsilcisi bir sendikanın başındaki kişinin Ergenekon örgütünün para kaynaklarından olduğunu da gördük geçen günlerde.
Küresel sermayeye karşı küresel direnişimizi örmek içinse, hiç durmadan milliyetçiliğe, ırkçılığa, eşcinsellere, kadınlara, azınlıklara vs. yapılan ayrımcılığa ve tüm bu fikirlerin temsilcisi olan darbecilere karşı mücadele vermeliyiz. Sermayeyi yenecek olan, tek bir ülkenin yahut tek bir ulusun değil, tüm işçilerin ve ezilenlerin ortak mücadelesi olacak.
Berk Efe ALTINAL tarafından yazıldı
Berhem BALTAŞ tarafından yazıldı
Berk Efe ALTINAL tarafından yazıldı 



